Her mayıs ayı geldiğinde yıllardır bana bi haller olur, hoş son bir senedir her ay, neredeyse her gün bana bir haller oluyor ya neyse... Doğduğum bu ayı hiç sevemedim nedense...
Servise giden yeni laptop harbiden bozuk çıktı geri aldılar . bu iyi bir gelişme keza “bozuk felan deil totondan uydurma” deselerdi koca kişisinin dilinden çok çekecektim. Bu süre zarfında idare edelim diye verilen hacer laptop tutişin elinden çok çektiği için yeni alacağımız alet minumum fiyatlarda olacak kesin.
Ayrıca bulunduğum ilçe ve siteden nefret eder boyutlara geldiğimden, bir komşumuzun evimize talip çıkmasıyla son 1-2 haftadır nerede oturalım telaşına girdik. komşu evi kirlayacakmı satın mı alacak derken bütçeyi denkleştiremediklerinden vazgeçtiler. Tabi bu benim buradan kurtulma çabalarımı daha bi kamçıladı. Adi şerefsiz ve bilumum analı avratlı küfürlerimi hakeden kooparatif tapuyu verirse satacam kaçacam valla. 10 senedir anamdan emdiğimi burnumdan getirdi it soyları. Ağzımı bozunca hatırladım: bloga nedense bozuk bir ağızla yazar oldum ya geçenlerde eatnes “ bir an şüphelendim başkasımı yazıyor diye” dedi :P (yok anacım sadece kafayı nekadar sıyırdığımın bir dışavurumu bu) Bu evden kurtulma olayına girmeden evvel evi boya yaptırmak için bir boyacıyla anlaşmıştık, komşuların gazıyla adamı iptal ettik., şimdi tekrar çağıracağız. Allahım, Allahım nasıl gözümde büyüyor anlatamam. Hoş badana esnasında annemlerde olacağım fakat evi tekrar yerine oturtmak beni gerim gerim geriyor. Bu arada tutişe aldığımız mobilyanın kokusu çıksın, boya olsun derken arada odaya girip tutişle figürleri seviyor, oyun oynuyorduk. Neredeyse müze gezer gibi bakıp bakıp çıkıyorduk, dehşet bir hata yapmışım şimdi anlıyorum. Hafta başında daha fazla boyayı beklemeyeim diyerek mobilyaları silip yatağını filan yerleştirdim. Ben salak kibin nasıl ayrı yatacağımı düşünürken Tutiş kararını çoktan vermiş bile orası onun “oyun odası” olmuş. 5 gündür sadece bu öğlen (oda çok uykusu geldiğinden) yeni yatağında yatırabildim. Tüm uyku vakitlerinde tam uyutup iyice dalmasını bekliyor sonra yatağa koyuyorum, anında gözünü açıp, tıutanarak ayağa kalkıyor ve şakımaya başlıyor. Ben bu zilliyi nasıl yeni odasına alıştıracağım bilmiyorum, birde nasıl emmeyi bıraktıracağım bunuda bilmiyorum artık aklı eriyor ya canı isteyince hemen t-shirtümü açmaya başlıyor, akrobatik hareketler eşliğinde emiyor. Emmek için uyandığında ağlayan zırlayan bir bebek de olmadı hiç yanımda yattığı beşiği prinç olduğundan gece debelenmeye başlar başlamaz beşiğin sesine uyanıp emziriyordum dolasıyla bir sıkıntısı yoksa 2-3 kere uyanıp, emip tekrar uyuyordu. Eğer Yatağında yatırmayı başarabilrsek bu emme seyansları nasıl olacak merak ediyorum doğrusu.
Neyse uzun lafın kısası şu sıralar koca kişisinin laptopuna kalmışken birde yakın bir zamanda boya-badana olayına gireceğimden bir süreliğine yazmayacağımı belirteyim. Akşamları laptopu elegeçirince ancak readerımdaki blogları okuyabilirim sanırsam. Fırsat bulursam yazarım. Herkeş kendine iyi baksın.
08 Mayıs 2009 Cuma
Ben her bahar böyle olurum...
bunları dedi:
mesecina
ne zaman dedi:
22:44
3
yorum var
17 Nisan 2009 Cuma
one more try...
- eski şarkılardan gerzek başlık yapmacaya devam...
-Koca kişisi sırf ben mutlu olayım diye bana yepisyeni bi laptop aldı. Eskisini kastırmadan çalışmıyordu bide virüs girdiydi şahdı şahbaz oldu. Ama ben problemli kişilik, o yeni laptopda bile 2 cansıkıcı hata buldum bile satıcı mağaza servise yolladı:( banada idare etmem için bi hacer yollamış sa olsun varolsun.
-Kızımın oda takımı geldi. Şimdilik ufak tefek eksikler dışında güzel gözüküyor. Yatak bazasına çekmece istememiştim adam komuş! Eksikleri bitince foto koyarım fakat şimdiden söyleyeyim ki bebek odasında yeni bir trent oluşturacağız :)) 1 haftadır kokusu hala gitmedi, hoş mayıs başında boya yapılacak ev o zamana kadar dursun boş boş. Tutişle nasıl odaları ayıracağız oda ayrı bir konu..
- Tutişim aşkım şekerparem ilk hastalığını geçiriyor (geçiyordur umarım) ilk ama hastalığın adı 6. hastalık. Geçen cumartesi ateşlenmeye başladı ara ara 3 gün boyunca ateşlendi. Ateş 38'i bulmadığından doktoruyla telefonda 2-3 görüşmeden sonra "diştendir" dedik. ateşin bittiği günün 1 gün sonrası göbeği ve göğsü benek benek oldu. ama cildinde pürüz yok. Ben hemen annemi kaynanamı yengemi cemicümleyi aradım. ama akşam üstü benekler birden yok oldu. ertesi günü her tarafında belirdi..hemen doktoruna gittik. Birde ben salak kibin bu çocuga 1 yaş için doktorun istediği tahlilleri yaptırdım ateşli günlerin ardından bu beneklerden evvel, tabi çoğu değerler sapıtık çıktı. Hastalığın ardından bir daha kan alınacak, canı yanacak minik kuşumun. Hani derler ya çocuğun hastalandığına yanmam huyu değişti ona yanarım aha işte aynen öyle hissediyorum. Mülayim , uyumlu tutiş gitti yerine ota boka mızıldayan tutiş geldi. Birde tüm analara tavsiyem: tecrübeyle sabittirki, çocuğun iyiliğinden bahsettinmi ister dilini ısır ister g.tünü kaşı , ister felak nas sureleri oku çocugu illa nazar ediyosun. bu hastalıkdan daha 2 gün evvel sigortacımız geldi, tutişin sağlık sigortasını yenileyeceğiz... Bizim doktor tutişi nöroloğa, ortapediste, gelişim uzmanına gösterttiği için ve bunların herbiri prof. felan olduğundan baya masrafımız arttmış ilk sene. adamlar haklı olarak indirim yapmadıkları gibi sorgu sual ettiler bu kadar doktor sonucunda çocukta bir hastalık olup olmadığını.. bizde karı koca neyi kime ispat etmeye çalışıyorsak tutişin 1 yıl boyunca burun akıntısı hariç hastalanmadığını söyledik. Ahanda halimiz budur 1 haftadır hastalıkla cebelleşiyoruz..
- Şu sıralar çok hastalık haberi aldım, okudum. İremciğe, nehire, aliye, aslıya, mehmed kaana ve tüm hastalara, tutişim aşkıma acil şifalar diliyorum. Son olarak diyorum ki Allah tüm yavruları korusun kollasın.Amin.
- haa unutmadan eatnesim biberim, beni ödüllendirmiş sağ olsun varolsun. Bende sevdiğim bloglara şöyle bir tanımlama yapayım: google readerı açtığımda eatnes, mummy, koyubeyaz, huysuz, su gibi, anne ve bebişi yazı yazmışsa diğer arkadaşları okumadan onları okuyorum sonra sıradakileri. Bu arkadaşlara bende ödülneyin veriyor, zaman kısıtlığından bu ödülümü haber veremiyorum, tahminimce okuyolardır kendileri zatii. Birde hiç okumadığım yada karşılaşmadığım blogger bana yorum yazmışsa veya bu saydığım arkadaşlara yorum yazmış ve bu yorum hoşuma gitmişse, mutlaka listeme ekliyorum, takip ediyorum.
bunları dedi:
mesecina
ne zaman dedi:
23:46
1 yorum var
07 Nisan 2009 Salı
rock me amadeus...
Nerden başlasam nasıl anlatsam … diye bir giriş yapsam “anaa bodruma mı gittin” diyecek 2-3 okuyanım var biliyorum. Nerdeee? Ama bende vakit yok, yazacak şey çok siz bunu biliyormusunuz?
- Tutişim biricik aşkıma seçim günü, doğduğu günden 2 gün evvel parti yaptık. Bendeniz evlenirken düğündernek istemeyen 1 yıl sonrasında pişman olan kişilik kızım için bu pişmanlığı yaşamamak adına şahane (banagöre) bir yeri ayarlayaraktan 30 kişilik minik bir parti yaptı. Daha parti başlamamışken bitmiş olan anne kişisi mal mal ortada dolanmaktan bir halt anlamadı ama neyse… O sabah erkenden babayı yolladık oy atmaya. Adam eve geldi binbir küfürle… Oy atacağı sınıfın kapısında duran 1-2 denyo yüzünden “aman koluma çarpmasınlar” diye kenardan geçerken yepisyeni montu takmış kapıya yırtmış azcıkın. Adamı sakinleştirdik, kahvaltı ettik Tutişi uyuttum, ben oy atmaya gittim. 1 saat evvel 2-3 kişiden ibaret olan sıra ben gittiğimde 25 kişi olmuştu. Beklesem tutiş uyanacak kesin, eşim hala sağ elini kullanamadığından tutişi beşiğinden alamıyor. Bende sıranın en arkasından başladım izin istemeye “bebeğim var evde, rica etsem sıranızı verirmisiniz?”… Tüm sıra izin verdi. Ortada olan bir kadın “hayır” dedi. Müşkül durumumu tekrarladım. “ben her gelen bebekliye sıra versem ohoo, benim vaktim kıymetli” dedi. Eşime telefon açtım “çık gel” dedi. Son kez kadına dönüp “birtek siz karşı çıktınız, hala karşımısınız, oy atamadan gideceğim” dedim. “bana şantajmı yapıyorsun, izin vermiyorum” dedi küstahça. Tek kelime etmeden, oy atmadan çıktım. Canı yürekten de yardım sitediğinde tek bir kişi bile bulamaması için dua ettim, inşallak dedim! Gerçi sonuçlara göre benim oyum bişii değiştirmiyecekmiş gördüm.Bende eve geldim eşim gibi küfürün biri bin para… Eve gelip uyanmış beşiğinde kalmış tuucik’i aceleyle giydirdim, anneanneye gittik. Ev ahalisine kızı emanet edip saçlara fön çektirmeye gittim. Oradan partinin yapılacağı mekana; tutişin 1 yılını anlatan 5 dakikalık bir film hazırlamıştım, cd formatını okuyacakmı diye deneme yaptım. Ordan fotograf stüdyosuna gittim ayarladığım saati tutturamadığımız için çekim yapabilirlermi diye sordum, hemen gelin dediler. Eve çıkıp tutişi giydirdim, apar topar stüdyoya geldik. Tutiş kız şaşırdı afalladı, fotograf çekilcek kız böm böm bakıyo. Yaklaşık 1 saat yapmadığım şaklabanlık kalmadı, yanımda annemle koca kişisi var fakat biri elden biri belden sakat olunca kızı o platformdan şu platforma koymak bana kaldı. Neyseki 15-20 kare hoş poz çıkarttık. Eve geldik yemek yedik, apar topar parti mekanına geldik. Bilindik bir dondurmacının vip salonu bu mekan, sadece biz vardık. Davetliler geldi, tutişin kısa filmi izlendi, akabinde pasta kesildi, yenildi içildi, hediyeler verildi, çocuklar zıpladı hopladı. Doğum günü bitti! Anne kişisi hiiç bişey anlamadı. Üstelik sonraki 2 gün iğrenç derecede kendime küfür ettim durdum 2 sebepten ötürü. Sen herbişeyi ince ince ayarla organize et, fotograf makinesini akıl edip de birine öğretmedim video, fotograf çeksin. Pasta gelirken alelacele yegenime verdim. 3-4 kare elle tutulur fotograf var. Sonrasında da video çekmeyi akıl edemedim yorgunluktan, kargaşadan. Birde pasta düğün pastası gibi geldi resmen hönk oldum, alevler dumanlar gırla… biz bu pastayı ana- baba olarak üfledik Allahım bir kulun da “iii ki doodun tuutiş” diyemez mi? Yok anacım banada kal geldi. Sanki 50 yaşındaki kadının doum günü, kuru bir alkış. Neyse bu konuda yeterince ana avrat gittim ötesini boşverin.
-Doğumgününün sonrasında bu kendime kızdığım günlerde beni mutluluktan havalara uçuran bir şey oldu. Düşünceli, ince kişilik, güzel insan Zeynebciğin annesi koyucuğumbeyazcığım tutiş kızıma çok cici bir hediye yolladı. Hem beni çok mahçup etti hemde çok duygulandırdı. Beni kızdıranlara da, mutlu edip sevindirene de özel dualarım vardır yazının başlarında okunduğu üzere. Koyucuğumbeyazcığımada dua ettim tez vakitte o da çok mutlu olsun diye, bir de hem kızı hem kendisi umarım gönlünün güzelliğinde insanlarla karşılaşsınlar, kötülere denk gelmesinler diye….
-Geçen perşembe günü eşimin işi için gideceği yerler mummynin evine yakın yerler olunca güsel, çok güsel bir buluşma gerçekleştirdik. Allahım o cimcime Ece ne tatlı ne tatlı (maşallahx41) anlatamam. Yiyecektim o yanakları valla, fakat tutişimi poç poç öpenlerden çok rahatsızlık duyduğumdan usluca seviverdik Ece kızı. Hepi topu 2 saat kadar görüştük ağır abla ece tutişle beni süzdü süzdü durdu. Benimki de bir okadar rahattı ki beni bile şaşırttı. Mummy de çok tatlı bir anne, içinin güzelliği dışına vurmuş derler ya o cinsten. Tabiî ki çoğunlukla kızlardan konuştuk:) Bizi ağırladıkları için teşekkür eder, bizde onları ağırlamaktan büyük zevk duyacağımızı tekrar belirtiriz.
Bu son belirttiğim iki güzel olaydan dolayı bloguma daha bir sevecen davranmaya karar verdim. Yazamadığım zaman içim içimi yer oldu. Ama Tutiş kız öyle çoştu ki, evin içinde fır dönüyoruz valla, yürüme yok ama emekleme tam gaz. Öğle uykusu da neredeyse 1 saate düştü, dolayısıyla vakit bulamıyorum.
Tutişimin doğum günü kutlayan, hatta kutlamayı içinden geçirip de unutan herkese teşekkür ederiz
Sevgi-saygı…
bunları dedi:
mesecina
ne zaman dedi:
23:40
5
yorum var
31 Mart 2009 Salı
NİCE YILLARA TUTİŞİM!
Canım kızım,
Bugün senin doğum günün... Herşeyden önce Allah'a binlerce milyonlarca şükür ki senin gibi tatlı bir kız bağışladı bize...Allah bahtını güzel etsin canımıniçi, seni kem gözlerden sakınsın, ömrün boyunca sağlık ve mutluluk versin...Allah acılarını göstermesin annem... Allah hep hayırlı kişilerle karşılaştırsın, hep hayırlı işlerle uğraştırsın seni bebeğim...Seni ne kadar sevdiğimi anlatacak kelimeleri bulamıyorum, sen benim için çok kıymetlisin... Tüm dualarım seninle hayatımın anlamı...
Sadece bugüne özel buyrun tutişim: ----------------------
bunları dedi:
mesecina
ne zaman dedi:
10:43
7
yorum var
20 Mart 2009 Cuma
filem geldi...
bunları dedi:
mesecina
ne zaman dedi:
16:26
1 yorum var
11 Mart 2009 Çarşamba
oye mi canto....
Anam bir bünyeyi dinlendirin beee! (lütfen bazı arkedeşler alınmasın üzerine hehehe) Çoluk çocuğun ve benim gözüm önünde iki dakikada işi pişirdiler, terbiyesizler. Daha 1 aylık bebeleriniz uçmaya başlamadı, hoş 8. kattan nasıl salacaklar kendilerini o da ayrı bir merak konusu. Bu arada görüntüden de anlaşılacağı üzere balkonu b.k götürüyor. Kiracılar rahatsız olmasın diye yıkayamıyorum. görüntüden nerede oturduğumu keşfeden olursa beri gelsin parnak kaldırsın, zira koyubeyazın nerede oturduğunu seneler evvel (daha zeynebcik doğmamışken) blogunda yayınladığı bir fotoğrafdan keşfetmişdim, bu vesileyle kaynaş olduk ama bir türlü görüşemedik. Yine görüldüğü üzere ev yol üstünde sayılır, bu çoğu zaman bize bir avantajken şu sıralar dezavantajlarını bizzat yaşıyoruz; dakika başı bir seçim otobüsü geçiyor, beddua etme sonucunda başımıza gelen kazadan mütevellit zaten bela okumayı sevmeyen kişiliğim bu seçim tantanasına anaavratatkısrak dümdüz gidiyor. Tutiş ondan gizli içerde çümbüş yapıyoruz zannedip uyanıyor ve el çırpmaya başlıyor. Güç bela uyuttuğuma mı yansam daha uyuyalı 30 dakika olmadığına mı sövsem bilemiyorum. Ee kızcağiz zırt diye uyanınca ne bana vakit kalıyor ne de iş bitiyor.
Koca kişisi iyileşti sayılır, kol hala alçıda. Bileğinden daha çok kaburgaları ve diğer burkulan, darbe yemiş yerleri ağrıyor. Birde iş sevdasından mı evdeki dırçoz (hem dırdırcı hem paçoz) hanımdan mı, yerinde saniye durmayan bebeden mi sıkıldı bilemem o haliyle işe gidip geliyor. Zaten tutiş sabah 5-6 nadiren 7 gibi kalktığından bende 6 da kalkıp işe gidecek olan kocaya kahvaltı hazırlıyor, gömlek ve pantolon düğmelerini kapatıyor, ayakkabılarını bağlayıp “hade kazasız belasız git-gel..” deyip yolcu ediyorum.
Tutiş hanımın odamızda yattığı beşik artık güvenlik sorunu yarattığından ona bir oda takımı beğendik, gelmesi 1 ayı bulalacak, 1-2 haftada kokusu çıksa bizi zorlu bir ay bekliyor demektir. Küçük hanım koltuklara tutunup kalkıyor, ellerini bırakıp “bana bişiicik olmaz” edasıyla salınıyor, hatta ayağını koltuğa atıp üstüne bile çıkıyor. Beşiğinde bu tutunarak kalkma işini başardığında kenarı göğsünün altında kaldığı için acaip zırt atıyorum, gündüz uyuttuğumda beşiği bizim yatağa yanaştırıyorum. Gerçi bu sadece küçük bir tedbir arka kısmı boş kalıyor bu seferde ama cibinlik olduğundan o tarafa hiç yönelmedi şimdilik. Bugün yarın arka tarafta kalan cibinliği bir şekilde kurdelelerle bağlayıp sabitleyeceğim yani o taraftan düşmeyi başarsa bile ağa takılmış balık gibi olur bizim kız.
Sipariş ettiğimiz oda takımı bir büyüyebilen yatak, 3 kapılı dolap, oyun masası aynı zamanda oyuncak sandığı ve bir raf askılıktan ibaret. Şifonyer icap ederse şu an onun eşyalarının bir kısmını koyduğum kikea şifonyeri devreye girer diye düşündüm. Mobilyalar beyaz olacak. Bu mobilyacılardaki gelişmişlik beni acaip şaşırttı, istediğin figürü, karakteri uygulayabiliyorlar. Bazıları dijital baskı, sıvama metoduyla hallediyor. Bizim beğendiğimiz firmanın ressamı varmış, figurler el işi yapılıyor. İlk önce duvar kağıdı ve bordür katoloğundan şimdiki konseptimiz olan :P kelebekli çiçekli bir bordür beğendik bu figürlerin mobilyaya da çalışılmasını istedik. Eve gelince içime sinmedi, zaten yavru bir senedir kelepeklerin içinde, bordürlerde amerikanyalardan sipariş edileceğinden pahallı. Ben bütün gece düşün taşın… ertesi gün adama telefon açıp bordürden dolayısıyla karakterlerden vazgeçtim dedim. Peki ne istiyonuz diyen adama “gece bahçesi” deyince, adamda bana “hönk!” dedi. Karakterleri mail atacağımı söyleyip tutişin çok sevdiği iggle piggleları , upsy daisyleri, maka pakkaları ve tabiî ki tomblibooları internetten toparlayıp adama mail attım. Allahım umarım abuk bişii çıkmaz, bu fikir beni çok heyecanlandırdı. Çünkü her bebenin odasında olan winnie, barbie ve ayıcık, tavşancıktan farklı olsun istedim. Nurge bacımıza da bir ricada bulunup İngilterelerden gelirken bize gece bahçesi temalı duvar stikerları, saat, lamba ve türlü ıvır zıvır getirmesini istedik, bununla ilgili de internetten arayıp bulma çalışmalarımı bitirip ona neler istediğimizi mail atacağız.
Tutişim biricik aşkımın doğum gününe günler kaldı. Doğum gününü nasıl kutlayacağımız şu an belirsiz. 4 Martda ilk dişi çıktı, biraz geç oldu ama olsun. Sadece 3-5 gece uykusundan zırt pırt uyandı onun dışında ateş filan yapmadı şükür. Profil fotoğrafımdaki tek dişli bebeğimi söz verdiğim üzere ona verdim. 33 yıllık oyuncak ve sağ kalan tek oyuncağım. Dişinin çıkmasıyla birlikte kızda bir azgınlıktır gidiyor Allah hayır etsin. Bu sabah gazeteliği karıştırıyor diye parmak salladım o da döndü bana salladı:=) artık çoğu şeyi anlıyor, işine gelmeyenleri anlamıyormuş gibi yapıyor, önlük takmaya illet oluyor, meyve haricinde yemeğini yiyor, en çok çorbayı seviyor, en sevdiği oyuncak masalcı tırtılı, çirkin oluyor, bir bir söyliicem yapıyor, müzik duyunca alkış yapıyor, el ele tutuşmadan dans etmiyor,ben beşe kadar sayarken o tek tek parmaklarımı sayıyor, her şeye “ayyyyy” yapıyor özellikle sabah kuşlara günaydın demek için balkon kapısına geldiğimizde, genelde sürünüyor komando misali, çok nadiren emekliyor, yattığı yerden doğrulup oturuyor, koltuğa tutunup sıralıyor, koltuğa çıkıyor, sesli bir oyuncağın düğmesini bir kere göstermek yeterli oluyor, banyo yapmayı çok seviyor. Baba, dede, mama, meme, attım diyor, birde cicicannesinin ismini ayte olarak söylüyor. Baba, dede neredeyse 6 aylıktan beri kolayca söylüyor. Anlam veremediğim bababey birde mamambi var babanne demek olabilir. Bazen söylediklerimi tekrar ettiği oluyor ama devamı gelmiyor, anne’yi çook zor söylüyor. İşaret parmağıyla her şeyi gösterme huyu var şu günlerde. Aklıma gelenler şimdilik bunlar.
Uzun süre yazamadım ama maşallah pek bi döktürdüm ayol. Başlık aklıma gelmedi saçmaladım ama olsun pişman değilim;)
bunları dedi:
mesecina
ne zaman dedi:
14:47
3
yorum var
20 Şubat 2009 Cuma
Taklaya geldik...
Geçen hafta Perşembe sabahı yine kargalar kahvaltı etmeden kalkmıştık tutişle, babayı yolcu edip günlük geyiklerimize başlamıştık. Sabah şekerlemesine az kala arkasından zırlayarak yolladığımız baba telefon açıp işe giderken servis aracının kaza yaptığını bişeyinin olmadığını söyledi. Ahanda o bişey yoktan bir haftadır imanım gevredi. Ben bu haberin üstüne bir kahvaltı yapıp, tutişi uyutup, annemi aradım. Annem kocamı, kocam ağabeymi falan filanı arayıp ortalık karışınca zor organize olup yengem (cicianne) tutişe bekmaya geldi bizde anam babamla hastaneye koca kişisinin yanına gittik. Adam sabah 7.15 de kaza yapıyor biz yanına vardığımızda saat 11 civarı!! Anam bide ne göreyim bizimki tam bir kazazede! Yüzgöz yarabere, kolda buz torbası, gömlek yırtık, pantol çamur içinde. Servis ciddi ciddi takla atmış 4 teker havada kalmış, benimki baygın çıkmış, ambulansta 2. kişi olaraktan oturtularak götürülmüş, Göztepe sskda olmadık çileler çekilmiş rontgenlerle birlikte, şirketten arkadaşları gelipde bunu özel ambulansla badem hastanesine götürmüş. Ben bunları duyunca bir an beynim durdu sanki! Acil doktoru bi ton mr, film felan istedi. O sedyede ben yanında bi dünya odaya girdik çıktık. Sonuç: sağ el bileğinde ciddi parçalı kırık, çıkık. Ertesi gün amilyat için saat verdi doktor ve yatışımızı başlattı. Şaka gibi geliyordu her şey. Koca odasına çıkarılırken ben annem ve babamla eve geldim, pijama , çamaşır şarj aleti felan toplayıp hastaneye döndüm. Annesine akşam üstü haber verdik her şey belli olunca, zaten o gece annesi kaldı yanında ben eve geldim. Tabi uyuyabilene aşk olsun. Aklımda hep ya sakat kalsaydı? ya ölseydi?ler döndü durdu. Ertesi gün 1 saat sürecek denilen operasyon tam 4 saat sürdü. 3 tane nurtopu gibi titanyum vidamız oldu. Perşembe girdiğimiz hastaneden Pazar çıktık. Bu arada ben eve gidip gelmekten taksicilerle muhabbeti baya koyulaştırdım, çünkü mutlaka bir geçmiş olsun telefonu geliyor akabinde taksici “geçmiş olsun abla” diye muhabete giriyor. Hatta bizim duraktan bindiğim taksici bizimkiler ambulansa pinerken önlerinden geçmiş, bizzat aracı görmüş. “Abla verilmiş sadakanız varmış ben aracı gördüm, kesin ölen vardır dedim” dedi. Bu arada serviste şöfer dahil 5 kişiler, içlerinden bir efsunlu hatun sıyrık almadan çıkıyor, diğerleri kırık çıkık. Ama en kazazede görünümlü, en uzun hastanede kalan, en ciddi amilyatı geçiren benim koca. Yatıp kalkıp şükrediyoruz evde, gelen gidene hastane maceramızı anlatıp, yırtık pırtık takım elbiseyi gösteriyoz. Evde dinlenme sürecinde ençok koca kişisinden çekeceğimi sanırken, gelen giden (eksik olmasınlar) geçmiş olsuncuları ağılamaktan tutiş kız biraz zor günler yaşıyor doğrusu. Salonu homeofis yaptı çalışıyor bile benimki. Yazacak bir dünya şey var aslında ama vakit yok.
-İlk defa sobelenmişken bunu es geçmiyim istedim, efenim canım cicim kuzum eatnes en sevdiği blog olaraktan beni yazmış. Körler sağırlar diyerekten bende onu pek sevdiğimi söyliğim. Huysuzcum listemdeki herkes demiş sağ olsun var olsun. Okuduğum blog sayısı baya fazla o yüzden seçim yapmak baya zor. Kısaca şöyle diyim: sık yorum yazmam ama yorum yazdıklarımı ve bana yorum yazanları mutlaka okuyor, takip ediyorum ve seviyorum uleeyn . Herkese sevgiler, kazasız belasız sağlık dolu günler dilerim.
- Mummycim koca kişisini iyileştireyim mutlaka görüşelim isterim. mesecinam@gmail.com
- Yavrularımz hafta başı yumurtadan çıktı, ana babasının kıçının dibinden çıkmadıklarından pek az gördük kendilerini. sarı, çirkin 2 güvercin bebe var. Soğuktan etkilenmiyolardır umarım.
bunları dedi:
mesecina
ne zaman dedi:
23:13
9
yorum var
